logo

MAHLEMİN YAZISI

MAHLEMİN  YAZISI

Ayla Cermen TÜFEKÇİ

İlçemizin Tikenli Mahallesi’nde doğup büyüyen Ayla Cermen Tüfekçi’nin geçtiğimiz hafta başlattığımız yazısının devamını paylaşıyoruz.

Gayfaldı diye bişey bilmezdük.
Hem öyle masada da yemek yemezdük.Yere sofra bezi serilü, bakır sininin altına tahta gasnak koyup, aynı tastan yirdük. Annem zabahınan erden galkar, değüşük günlerde bizlere ya ipregazlı ocakta, ya da guzinede ısbanaklı börek, puf böreği, bazlambaç, su böreği, bişi yapardı. Porselen demlikteki çayla ne gözel de geçerdi kör boğazdan.
Şimdi olsa da yisök!
Herkes ne yaparsa yapsın, birbirine tabak tabak uzadudu. Alantirik ve sularımız sık sık kesülüdü. Gaz lambası ışığında ders çalışuduk. Su doldurmaya o zamanlar bize uzak gelen caminin çeşmesinden bakraklarımızı doldurup, gan ter içinde, ayaklarımız cımcık suyla eve girerdük.
Tükenmesin diye gıdım gıdım kullanuduk suları. Hele ben bulaşık yurken çok su harcardım,annem bana suları israf ediyon diye nası da gızardı. Bağa bak derdi annem,” Benim işim gücüm va, sennen uğraşamam.” derdi, gine de bağa hiç gıyamazdı. Tatil günleri bazen annemle birlikte tanıdıkların bağına giderdük.
Ömrümde orada yediğim karaca erüğün dadını başga erüklerde bulamadım.
Bi de aksöbe diye bi erük cinsi vardı annemin sevdiği. Kiraz ağacından kirazları goparıp, kulağımıza küpe diye dakar, nası da mutlu oluduk. Bazen de gomşularla toplanıp, pılımızı pırtımızı alıp; içine dorak katarak yarmaynan yapılan gatık böreklerini, paklalı yaprak dolmasını sarıp, memecük yapıp, çoluk çocuk su deposunun olduğu yere, çamlığa, söğütlüğe, meşelü koruluğuna, hırlaza piknik yapmağa giderdük. Köprü’ye has olan hakiki el yapımı semaverle, çaydanlık olmazsa olmazdandı.
Nakıt açık havada semaver çayını içsem, içtükçe içesüm gelidü. Baharın muştusu olan açmış çiğdemleri zevkünen toplarduk.Gadınla çostik, çot, ip atlama, istop, çödürüm çüş diye oyunlar oynarlardı, oyunda düşen olunca, “Sen atuk yağızlamışsın!” derlerdi. Bazen yanımıza gunnaduğu gölbeziynen enük gelüdü, onlara yiyecek verüdük, sona da yanımızdan gitmezlerdi. O zamanın türkülerinden çalarlardı gadınlar hep bir ağızdan, “Uykuda mısın sevgili yarim uyan uyan!” diye… Kimlere seslenirlerdi kim bilir? Şimdilerde revaçta olan “Erik Dalı” oyun havasının yerine, o zamanın gadınlarının çalıp oynadığı, “Dıv Dıv” diye bi oyun havası vardı aklımda kalan.
Gadınla gocalarına sevgilim, aşkım, hayatım gibi kelimeler demezlerdi, bencileyin. Gıyabında gonuşurken de, bizim gişi, bizim adam, bizim herif, bizim çocukların babaları gibi sözlerle hitap ederlerdi. Eski insanlarda Allah korkusu, vicdan, merhamet, elinde olanlarla yetinme, şükretme ve mutlu olmayı becerebilme, adil olma, hoşgörü, saygı, sevgi, edep ve haya, hicap, sorumluluk duyguları fazlasıyla vardı. Yalansız, riyasız, kadir kıymet bilen, yardımsever, fedakar, oldukça cömert ve çok vefalı insanlardı çook.
Öykümü Samsun / Vezirköprü ağzıyla yazmaya çalıştım. Hatalarım varsa affola.

Share
36 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+6 = ?

BENZER HABERLER

Kültür Sanat
KIRILINCA ANLARSIN

KIRILINCA ANLARSIN

Kültür Sanat
GELSİN RAMAZAN

GELSİN RAMAZAN

Kültür Sanat
SENDE BİLİRSİN

SENDE BİLİRSİN