MAHLEMİN YAZISI – 3
Essahtan biz nerden, ne hale geldük?
Ayla Cermen TÜFEKÇİ
Biz de yaşlanduk ellam!
Güpbüdü güpbüdü yörüyan ben, şimdi ağzumu bıçak açmıya.
Böğün bu yazıyı yazarken, rahmetli annem de garşımda duvardaki çerçeveli resimden, eyi ağşamla der gibi gülerekten bağa bakıya, eyi ki ağladığımı görmüya!
Oğa bakınca essah sanıyam, nası da garipsedim bi bilseğiz.
Dantel işler gibi, yüreğime işlemişim onun her bir lafını, ilmek ilmek…
Gerçek gibi, düş gibi bayaktan beri mahleye bakıyam da, nerdeyse tüm ocaklar söyündü, insanla birer birer gayırıdan giddile, viran olan evlerin göğnü geçti. Her biri enkaz yığını, ben gibi birer sulu göz olmuşla, çığıra çığıra ağlıyola da, seslerini niyeyse hiç duyan yok, sahapları olmadığından mıdır nedir?
Kimler galdı ki, onca mahle ahalisinden geriye?
Yaluğuz yapdukları eyülükleri, hüzünlü anuları, gülen yüzleri, hoş lafları galdı gala gala!
Bi de sessiz soluksuz, ruhsuz, göğnüm gibi ıssız, harabeye dönen, yüzünden düşen bin parça olan, yalan dünyadan nasibini alan kırık dökük, ışığı sönen enkaz yığını öksüz evler…
Ne çok şey va daha özlemini duyduğum…
Hey gidi eski günle hey!
Her çocuk gibi ben de, büyümeyi iple çeken, her yere seyirderek giden, siyah önlüklü, saçlarını şimdiki gibi at kuyruğu değül de, lastik tokayla tepesinden gavice bağlayıp, üstüne gocaman alengirli beyaz gurdale gonduran, tenefüsleri haziden, sevimli, masum, gaygusuz, ağşam ezanına gadar oynayan, ay dedesi gibi etrafına ışık saçan bi çocuktum.
Yıllar sonra siyah beyaz fotoğraflarda kaldı çocukluğum!
Başkasını bilmem emme, ben çocukken, en güzel mutlu günlerin hep ilerüki yıllarda olduğunu zannedidüm.
Ne biliyim, böyle olacağını, bilsem çabucak büyümeye can atmazıdım.
Meğerse insan gaç yaşında olusa olsun, anne ve babası ölünce ağnuyomuş büyüdüğünü!
Mahlemizi hazitmeyi hazidiyam da, şimdi oraya gitdüğümd, bağa bi bun geliya ki, içim daralıya, ağlamaktan göveriyam nerdeyse!
Eskiden ben çocukgen öyle değülüdü, gülmekten iyoğlarım acırdı.
Bana ” Ayla nakıt gelecen Köprü’ye! ” diye sorana…
Göğnüm hala orda, hiç gidmedim ki demeyi diyam emme; aslında yumulak oyununda, soluk soluğa çıkmaz sokaklara sapan, gaybolan bi çocuktum, elinden elma şekerini düşüren..
Öykümü Samsun / Vezirköprü ağzıyla
yazmaya çalıştım. Hatalarım varsa affola.