MAHLEMİN YAZISI – 3
admin vatandas1959@hotmail.com
MAHLEMİN YAZISI – 3
Ayla Cermen TÜFEKÇİ
Şimdi Geldük 3. Bölüme…
Banyo derken çoğu evlerde banyo yoğudu, tarihi hamamlar varıdı.
Çocukla üşümesin diye, mutfakta yere bi örtü serülü, üstüne teneke ileğen gonur,güğümlerde kaynayan su ılıştırulup, çimdürülüdü.
Her mahlede hayrat çamaşurlukla varıdı, çamaşurların, haluların yıkandığı…
Sıraynan gomşular gucak gucak odun götürüp ,gara gazanların altını yakarla, gaynayınca önce çamaşırları su gabanan alınan küllü suynan tokaçlayarak, çiteleye çiteleye yıkanudu.
Gar gibi oludu orada yıkanan çamaşurla.
Sona da çimme istemeyen yalın yapıldak gaçan çocukla yakalanu, zırlıyarak da olsa yunudu sıraynan…
Yazın gışa hazırlık yarma, bulgur, nişasta, erüşte, yoka v.s yapıludu.
Bulgur goca gara gazanlarda kaynatuludu.
Bulguru güneş gören yere çarşaflara yayarduk, bi de başında biz çocukla nöbet dutarduk.
Bizim sokak araluğu dar olduğundan, taa Mehmet Paşa İlkokulunun öğündeki tepeye sererdük yarmayı bulguru.
Gelen geçene de,” Göz hakkı, avuç avuç alın yiyin ha! ” derdük.
Yarmaları Halide yengelerin eşeği boştaysa ona yükleyip, boşda değülse hararları sırtlayarak tabahna mahlesindeki setene döğdürmeye götürüdük.
Setende buğdayın kepeğini ayırmaya yarayan değirmen daşını, at döndürüdü.
Yarmaları da serip, ağşamın serinliğinde rüzgar çıkınca galburunan gapcuklarını evserdük.
Uygun bi vakit Mahmur halanın el değirmeninde yarma bulgur çekerdük. Gışın da kah yarma çorbası, kah bulgur pilavı v.s yapıp turşuynan afiyetle şapırdadarak yiyoduk zımbabi.
Annem bahçede ki ağaçlardan yere düşen dutları, elmaları, narları hiç israf etmez, sirke yapardı.
Güplere de turşu gurardı, o sirkelerle, turşu nası da bolat gibi dönerdi.
Hele bi baldırcan turşusu yapardı ki, parmaklarımı yerdim nerdeyse!
Nişasta yapuluken buğday önce ıslanudu, ekşiyince ya büyük ileğanlerde, ya da soku daşında temüz ayağınan çiğnenüdü.
Hasta olanlara, boğazı acıyanlara nişastadan pölüza yapıp, sıcak sıcak içirülü ve eyi de gelüdü.
Gomşucak sırayla imece usulü ev makarnası kesülüdü.
Bayuludum makarna kesmesine, hemi de incecik kesiyam diye sevünüdüm, üst üste dizili, şerit halindeki hamurları…
Herhangi bi evde ölen biri olduğunda ev sahaplarının ağzını bıçak açmaz, süğüm süğüm ağlar, gud gud gururdular içten içe.
Eğer ağşamdan öldüyse, bütün mahle yas evine zabaha gadar gider gelü, kapı gıynaşuk bırakılu, ellü ayaklı olanla hizmet ederidi.
Yakınları hiç yaluğuz bırakulmaz, guran okunur, dualar edilüdü…
Cenaze gitdükden sona da, nerdeyse bir ay gomşula ve hısım akraba tarafından sini sini yemekler yas evine götürülüdü.
Mahlede herkes yas dutar, ilüğümüz üzülü, hicap edüp müzik neyim açıp dinemezle, gülmeye bile çekünüleridi.
Ve daha neler neler yapıludu…
Akluma gelen, haturladuklarım bunna.
Öykümü Samsun / Vezirköprü ağzıyla
yazmaya çalıştım. Hatalarım varsa affola.