Finans Uzmanı Hüseyin Semercioğlu’ndan “İktisadi Vezirköprü analizi”
Finans Uzmanı Hüseyin Semercioğlu’ndan “İktisadi Vezirköprü analizi”
Ankara & Vezirköprü Platformu Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Semercioğlu, son yıllarda Vezirköprü ekonomisini değerlendirdi.
Finans Uzmanı, Ankara & Vezirköprü Platformu Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Semercioğlu, son yıllardaki Vezirköprü ekonomisini değerlendirdi. Semercioğlu kaleme aldığı yazıda;
“Memleketimiz Vezirköprü, aslında fakir bir ilçe değil; geliri düşük kalan zengin bir ilçe. Bu ikisi birbirinden farklıdır.” diyerek Vezirköprü’nün “üreten ama az kazanan ilçe” kimliğinden “üreten, işleyen ve markasıyla kazanan ilçe” kimliğine dönüşmesi için en gerçekçi yol haritasının, Belediye, Kaymakamlık, Ticaret Odası ve yatırım yapmayı düşünenlerin yan yana gelerek “Vezirköprü 2035 Kalkınma Master Planı” oluşturmasının başlangıç olabileceğini ifade etti. Semercioğlu yazısında şu ifadelere yer verdi:
“İlçeye dışarıdan bakan biri “tarım ilçesi” görür. Ben ise verilere ve Anadolu’daki benzer ilçelerin gelişim süreçlerine baktığımda şu tabloyu görüyorum: Vezirköprü’nün temel sorunu üretim değil, ürettiği üründen para kazanamamasıdır. İlçe ekonomisi tarım, hayvancılık ve ormancılığa dayanıyor. Yaklaşık 52 bin hektar tarım arazisi, 100 bin hektardan fazla orman alanı, önemli büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığı bulunuyor. Buğday, ayçiçeği, şeker pancarı, tütün, kenevir gibi birçok ürün yetişiyor. Buna rağmen sanayi sınırlı; ekonomi daha çok ham ürün satışına dayanıyor.
Önce teşhisi doğru koymak gerekiyor.
1. Göçün gerçek sebebi işsizlik değildir. Bence en büyük yanlış budur. İnsanlar çalışmayı sevmediği için gitmiyor. Çalışmasının karşılığını alamadığı için gidiyor. Bir genç hesap yapıyor. Vezirköprü’de: 12 ay çalışıyor. Tarla ekiyor. Risk alıyor. Yağmuru bekliyor. Mazot ödüyor. Gübre ödüyor. Yıl sonunda kazandığı para; İstanbul’da veya Ankara’da 5-6 aylık inşaat maaşına denk geliyor. Dolayısıyla ekonomik karar veriyor. “Tarım yapacağıma inşaata giderim.” Bu tamamen rasyonel (Akılcı) bir davranıştır.
2. İlçede katma değer yok. En büyük problem budur. Örneğin; Bir çiftçi; ayçiçeği satıyor. Kazanan kim? Yağ fabrikası. Şeker pancarı yetiştiriyor. Kazanan kim? Şeker fabrikası. Buğday yetiştiriyor. Kazanan kim? Un fabrikası. Hayvan yetiştiriyor. Kazanan kim? Et entegre tesisi. Ağaç yarı mamul üretiliyor. Kazanan kim? Mobilya üreticisi. Yani Vezirköprü; hammadde üretiyor. Başkaları işliyor. Parayı onlar kazanıyor.
3. İlçede para dönmüyor. Bu çok önemli. Bir ekonomiyi büyüten şey üretim değildir. Paranın aynı şehir içinde kaç kez el değiştirdiğidir. Bugün genç; Ankara’da maaş alıyor. Ankara’da harcıyor. İstanbul’da ev kiralıyor. İstanbul’da marketten alışveriş yapıyor. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Dolayısıyla kazandığı para Vezirköprü’ye dönmüyor. Dönen para da düğün, konut, traktör alımına gidiyor. Yani ilçede katma değer yaratacak yatırıma dönüşmüyor. Bu nedenle esnaf ve ilçe ekonomisi de küçülüyor. Bu kısır döngüye dönüşmüş durumda.
4. Genç tarım yapmak istemiyor. Bunun sebebi tembellik değil. Tarımın zor olması, gelirinin düşük olması, sosyal hayat sunmaması. Dolayısıyla genç şehir hayatını tercih ediyor.
Peki, çözüm nedir?
Bence çözüm; daha fazla buğday, ayçiçeği üretmek değildir. Tarımı sanayiye bağlamak. İlçede; ham madde satışı yerine; işlenmiş marka ürün satılmalı. Örneğin; Ayçiçeği, Soğuk sıkım yağ, Cam şişe, Marka, İnternet satışı, İhracat
Buğday, Premium un, Taş değirmen unu, Marka, E-ticaret
Süt, Peynir, Tereyağı, Yoğurt, Marka Et, Sucuk, Pastırma, Kavurma, Paketli ürün, Marka, Ulusal market. İşte para burada.
Kooperatif modelini geliştirmek: Bugünkü kooperatiflerin çoğu; ürün topluyor. Oysa yeni nesil kooperatif; ürünü satmalı. Marka oluşturmalı. İhracat yapmalı. E-ticaret yapmalı. Profesyonel pazarlama yapmalı.
Orman ürünleri: Burası çok büyük fırsat. Bugün kereste satılıyor. İlçedeki fabrika yarı mamul üretiyor. Oysa; Keresteden, yarı mamulden, bahçe mobilyası, tiny house, ahşap oyuncak, dekorasyon , prefabrik yapı elemanları üretilebilir. Katma değerli ürün oluşturulmalı. Ham kerestenin ve yarı mamul orman ürününün kilogram değeri ile tasarım ürünü arasındaki fark kat kat fazladır.
Hayvancılık: Bugün tüm dünyada tüketici, hikâyesi olan ürüne daha fazla ödeme yapıyor. Hayvan satmak yerine; marka oluşturmak gerekir. Örneğin; “Vezirköprü Doğal Besi” adıyla; vakumlu paket, QR kodlu, izlenebilir, premium et satılabilir.
Genç girişimci merkezi oluşturulmalı: İlçeden çıkan gençlerin önemli kısmı; çok iyi ustalar. Teknik lise var, ilçede dışında başarmış kişiler var. Eğitici önder modeller oluşturulup başarılı olunabileceği gösterilmeli, genç nüfusun ilçede kalıp üretime katılımı sağlanmalı. Girişimci gençlere hazır atölyeler kurarak, ucuz kira, makine desteği, sağlanarak küçük imalat yaparak başlamaları sağlanabilir.
Tarım teknolojisi: Artık tarım; kürek işi değil. Yazılım işi. Drone işi. Sensör işi. Sulama otomasyonu. Toprak analizi. İlçe bu alanda pilot bölge olabilir.
Kadın girişimciliği: En büyük potansiyel burada. Evlerde yapılan; erişte, tarhana, reçel, pekmez, salça, kurutulmuş sebze profesyonel paketlenirse; Türkiye’nin her yerine satılabilir. İhracat yapılabilir. E-ticaret artık coğrafi dezavantajı büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Bu göz önüne alınarak değerlendirilmeli.
Turizm: Ekonomik kalkınma planlamasında çoğu kişi bunu son sıraya koyar. Ben de öyle düşünüyorum. Turizm tek başına ilçeyi kurtarmaz. Ama destek olur. Vezirköprü; Şahinkaya Kanyonu, Altınkaya Barajı, Kunduz Yaylası, tarihi dokusu, doğa sporları ile hafta sonu destinasyonu olabilir. Fakat önce konaklama, yeme-içme ve etkinlik altyapısı güçlendirilmelidir.
Diasporayı kullanmak: Bence bu en önemli konu. İlçemiz dışında başarmış Vezirköprülülerin büyük kısmı; İstanbul’da, Ankara’da , Bursa’da ve Tekirdağ çevresinde yaşıyor. Bu insanlar sadece ziyarete, gezmeye ilçeye gelmemeli. Onların, Know-how’ı, insan kaynağı , sermayesi; ilçeye yatırım çekmeli.
“Vezirköprü Yatırım Ağı” kurulabilir.
Marka şehir olmak: Bugün herkes şunu biliyor. Ezine Peyniri, Safranbolu Lokumu, Amasya Elması, Kayseri Pastırması. Yani hikâye var. Peki; Vezirköprü denince akla ne geliyor? Bu sorunun güçlü bir cevabı henüz yok. Semaver ile bu kadar oluyor. İlçenin 10 yıl boyunca tek bir marka vaadine odaklanması gerekir.
10 yıllık kalkınma vizyonu
Bence dönem öncelikleşmesi yapılmalı, planlanmış vizyon oluşturulmalı. 1-2 yıl Sulama yatırımlarını tamamlamak, üretici örgütlerini güçlendirmek, ürün envanteri ve markalaşma çalışmaları, 3-5 yıl Gıda işleme tesisleri, et ve süt entegre üretimi, ahşap ürün kümelenmesi, e-ticaret altyapısı, 5-7 yıl Organize Tarım ve Gıda İhtisas Bölgesi, lojistik merkez, ihracat yapan firmalar, 7-10 yıl Vezirköprü markalı ürünlerin ulusal zincir marketlerde ve ihracat pazarlarında yer alması, tersine göçün başlaması.
Vezirköprü’nün kaderini değiştirecek yatırım, tek bir büyük fabrika olmayabilir. Kalıcı dönüşüm; tarımı, hayvancılığı, ormancılığı ve girişimciliği aynı stratejide buluşturan yüzlerce küçük ve orta ölçekli işletmenin doğmasıyla gerçekleşir. İlçenin en büyük sermayesi toprağı kadar, başka şehirlerde deneyim kazanmış insan gücüdür. Bu bilgi ve sermaye tekrar ilçeye yönlendirilebilirse, göç yavaşlayabilir ve zamanla tersine dönebilir.”
Bu nedenle benim öncelik sıralamam şöyledir:
1. Katma değerli tarım ve gıda sanayisi.
2. Markalaşma ve e-ticaret.
3. Hayvancılık ve et işleme.
4. Ahşap ve orman ürünleri sanayisi.
5. Genç girişimciler için küçük üretim atölyeleri.
6. Diaspora yatırım ağı.
7. Doğa turizmi ve kırsal turizmi destekleyici yatırımlar.
Bu yaklaşım kapsamında, Vezirköprü’nün “üreten ama az kazanan ilçe” kimliğinden “üreten, işleyen ve markasıyla kazanan ilçe” kimliğine dönüşmesi için en gerçekçi yol haritasının, Belediye, Kaymakamlık, Ticaret Odası, yatırım yapmayı düşünenlerin yan yana gelerek “Vezirköprü 2035 Kalkınma Master Planı” oluşturmasının başlangıç olabileceğini düşünüyorum.
Diaspora: Bir milletin yada grubun anavatanından koparak başka ülkelerde azınlık olarak yaşaması.
Haber Merkezi