logo

11 Temmuz 2026

HAYATIN İÇİNDEN BESLENME


admin
vatandas1959@hotmail.com

HAYATIN İÇİNDEN BESLENME

Her Şişkinlik Kilo Değildir

AYYÜCE DÖNER
DİYETİSYEN

Dyt.ayyucedoner@gmail.com

Yaz geldiğinde danışanlarımdan en sık duyduğum cümlelerden biri şu oluyor:
“Hocam, çok az yiyorum ama yine de şişiyorum.”
İşte tam bu noktada onlara ilk söylediğim şey şu oluyor: “Belki de sorun kilo değildir.”
Çünkü yaz aylarında birçok kişinin yaşadığı şişkinlik hissinin nedeni çoğu zaman yağlanma değil, vücudun tuttuğu fazla sudur. Yani ödem…
Özellikle sıcak havalarda akşam eve geldiğinde ayaklarında şişlik hisseden, yüzüğünü çıkarmakta zorlanan ya da sabah aynaya baktığında yüzünün daha dolgun göründüğünü söyleyen pek çok danışanımla karşılaşıyorum. Aslında bu durum sandığımızdan çok daha yaygın.
Peki neden oluyor?
Sıcak havalarda damarlarımız genişliyor. Bu durum dolaşımın yavaşlamasına ve sıvının özellikle ayaklarda, bacaklarda ve ellerde birikmesine neden olabiliyor. Uzun süre hareketsiz kalmak, yeterince su içmemek ve fazla tuz tüketmek de tabloyu daha belirgin hale getiriyor.
İşte tam bu noktada ilk tavsiyem şu oluyor: Su içmekten korkmayın.
Bazı kişiler “Zaten vücudum su tutuyor, daha az su içmeliyim.” diye düşünüyor. Oysa tam tersi doğru. Vücut susuz kaldığını hissettiğinde elindeki suyu korumaya çalışıyor ve ödem daha da artabiliyor. Bu nedenle yaz aylarında gün boyunca düzenli su tüketmek, ödemle mücadelede atılacak en önemli adımlardan biridir.
Bir diğer önemli konu ise tuz tüketimi…
Sadece yemeklere eklediğimiz tuz değil; turşular, salamura peynirler, sucuk, salam, hazır soslar, cipsler ve paketli ürünler de farkında olmadan yüksek miktarda sodyum almamıza neden oluyor. Fazla sodyum ise vücudun su tutmasını kolaylaştırıyor.
Yaz aylarında sık gördüğüm bir başka hata da öğün yerine sadece meyve tüketmek.
“Nasıl olsa hafif.” düşüncesiyle bütün günü karpuz ya da kavunla geçirenler oluyor. Elbette meyve sağlıklı bir seçimdir ancak tek başına öğün değildir. Ben her zaman meyvenin yanında yoğurt, kefir ya da bir avuç çiğ kuruyemiş tüketilmesini öneriyorum. Böylece hem daha uzun süre tok kalınıyor hem de kan şekeri daha dengeli seyrediyor.
Bir de hareket kısmı var…
“Eve gidince dışarı çıkacak hâlim kalmıyor.” diyenleri çok iyi anlıyorum. Ama gün içinde yapılacak 30 dakikalık bir yürüyüş bile dolaşımı destekleyerek ödemin azalmasına katkı sağlayabiliyor. Masa başında çalışanların ise her saat başı birkaç dakika ayağa kalkıp hareket etmelerini özellikle tavsiye ediyorum.
Son yıllarda sosyal medyada “ödem attıran mucize kürler” oldukça popüler. Maydanoz suyu, kiraz sapı çayı, mısır püskülü… Bunlar bazı kişilerde idrar miktarını artırabilir. Ancak her gün ve bilinçsiz şekilde tüketilmeleri doğru değildir.
Çünkü vücudumuzun yalnızca suya değil; sodyum, potasyum ve magnezyum gibi minerallere de ihtiyacı vardır. Fazlası fayda değil, zarar getirebilir.
Bir noktayı özellikle vurgulamak isterim. Eğer ödeminiz uzun süre devam ediyorsa, tek bacakta belirgin şişlik varsa, nefes darlığı eşlik ediyorsa ya da kısa sürede hızlı kilo artışı yaşadıysanız bunu yalnızca sıcak havaya bağlamayın. Böyle durumlarda mutlaka bir hekime başvurmanız gerekir.
Ben her zaman şunu söylüyorum; sağlıklı yaşamın en etkili yöntemleri çoğu zaman en basit olanlardır. Düzenli su içmek, tuzu azaltmak, hareket etmek, kaliteli uyumak ve dengeli beslenmek… Bunlar kulağa sıradan gelebilir ama ödemle mücadelede gerçekten en güçlü silahlarımızdır.
Unutmayın; yazı hafif geçirmenin sırrı sadece tartıda daha düşük bir rakam görmek değildir. Asıl önemli olan, güne daha enerjik uyanmak, rahat hareket edebilmek ve kendinizi iyi hissetmektir. Vücudunuza gösterdiğiniz özen, bir gün mutlaka size sağlık olarak geri dönecektir.

 

Share
692 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • BANA GÖRE

    22 Ağustos 2026 Köşe Yazıları

    Yaşananlar, İkisi iyi, biri kötü olur Yeşil alanın artması hem kenti güzelleştirecek hem de nefes aldıracaktır. Bu proje, belki de son yıllarda gördüğümüz en iyi kent projesi olabilir. Bir kentin yeşil alanları o kentin solumasına neden olan yerleridir. Geçtiğimiz haftanın en güzel haberlerinden biri Anıtlar Kurulu'nun anlaşılamayan izniyle Bedesten ve Çifte Hamam'ın görüntüsünü gaspeden trafonun yerinden alınmasıydı. Gerçekten toplumda herkesimin tepkisini alan bu uygulamaya el atan Vezirköprü Belediyesi büyük bir yanlıştan dönülmesini sa...
  • HAYATIN İÇİNDEN BESLENME

    15 Ağustos 2026 Köşe Yazıları, Sağlık

    Sağlıklı Yaşamak İçin Mükemmeliyet Şart mı? AYYÜCE DÖNER DİYETİSYEN Dyt.ayyucedoner@gmail.com "Diyeti bozdum. Artık yeniden pazartesi başlarım." Aslında tam da bu düşünce, sağlıklı yaşamın önündeki en büyük engellerden biri. Çünkü çoğumuz sağlıklı beslenmeyi kusursuz olmakla karıştırıyoruz. Oysa hayatın içinde hiçbir şey mükemmel olmadığı gibi beslenme de mükemmel olmak zorunda değil. Bir gün tatlı yemek, misafirlikte börek yemek ya da yoğunluktan dolayı spora gidememek bütün emeklerinizi silmez. Nasıl ki bir öğünde salata yemek sizi bir...
  • BANA GÖRE

    12 Ağustos 2026 Köşe Yazıları

    BANA GÖRE Vezirköprü bu organizasyonları sevdi Vezirköprü'nün ciddi tanıtımına katkı sunan organizasyonlardan daha fazla ticari etki sağlamanın yolları da geliştirilebilirse, gerek Kunduz gerekse offroad yarışları, ilçede herkesin daha büyük bir istekle bekledikleri organizasyonlar haline dönüşeceklerdir. Vezirköprü'de yıllardır yapılan en geniş kapsamlı organizasyon olan Kunduz Yağlı Güreşleri bu yıl da başarıyla tamamlandı. Vezirköprü halkı bu organizayonu o kadar çok sevdi ki, Türkiye'nin hemen her yerinden Vezirköprülüler İlçelerini ziy...
  • HAYATIN İÇİNDEN BESLENME

    08 Ağustos 2026 Köşe Yazıları, Sağlık

    HAYATIN İÇİNDEN BESLENME Çocuklar Neden Sebze Sevmiyor? AYYÜCE DÖNER DİYETİSYEN  -  Dyt.ayyucedoner@gmail.com "Çocuğum sebze görünce tabağını itiyor." "Her şeyi yiyor ama sebze asla!" "Sebze yedirebilmek için peşinden kaşıkla dolaşıyorum." Bir diyetisyen olarak ailelerden en sık duyduğum cümlelerden bazıları bunlar. Oysa birçok ebeveynin düşündüğünün aksine, sebze sevmemek çoğu zaman çocuğun inatçılığı değil, gelişim sürecinin doğal bir parçasıdır. Çocuklar özellikle okul öncesi dönemde yeni tatlara karşı daha temkinli yaklaşırlar. Acı ...