logo

escort istanbul

istanbul escort

Dinçer’in kaleminden Özetle Köy Enstitüleri

Dinçer’in kaleminden Özetle Köy Enstitüleri

1930’lu yıllar. Ülkemizin nüfusu 16 Milyon civarında; %80’i köylerde, %20’si kasaba ve illerde.

Kırk bin köy var. Okur-yazar sayısı 2,5 milyon bile yok. %80’i köylerde yaşıyor ama tam tersine ilköğretim çağında bulunup okul ve öğretmen bulabilen çocukların %80’i kasaba ve illerde, %20’si ise köylerdedir. (Örneğin Hicri 1317 (1901) doğumlular Samsun’a askere çağırıldıklarında ilçemizden 3 kişi okur-yazardır ki, Samsun genelinde en yüksek rakamdır. 1938’de Muş’ta 7, Siirt’te 4, Bingöl ve Bitlis’te 3, Van’da 5 köy okulu vardır).
İşte bu koşullardan en kısa sürede korunmanın yolları aranır. Gerçi Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati zamanında 1926 yılında, 4 köy muallim okulu açılmıştır. Olumlu bulununca Ata’nın emriyle ilköğretimin yaygınlaştırılması kararı alınır. Atatürk, içinden yetiştirdiği camiayı, askerleri devreye sokmayı düşünür. Askerliğini çavuş olarak yapan köy çocuklarının eğitimden geçirilerek görevlendirilebileceklerini, bunlara eğitmen, denilebileceğini önerir (1935).
Saffet Arıkan Milli Eğitim Bakanı iken projenin başına İsmail Hakkı Tonguç getirilir. 1936’da askerliğini çavuş olarak yapmış 85 köylü çocuğuyla Eskişehir Çifteleri de Eğitmen kursu başlar; kurs süresi altı aydır. 1937’de Çifteler, İzmir Karaçullu, Kırklareli Kepirtepe, Kastamonu Gölköy’de köy öğretmen okulları açılır.
Eğitmen kurslarında okuma-yazma, matematik vb. gibi kültür dersleri yanında, fenni, zirai, sağlık bilgileri de verilir. Eğitmen, aldığı rehber kitaba göre dersler verir. Tarım Bakanlığı’ndan verilen tohumları eker, meyve fidalarını diker, kitaplar okutur, haftalık temizlikler yaptırır, çocuklarda görülen hastalıkları bildirir. Bu eğitmenler kurs gördükleri yerlerin yapımı dahil, müthiş özverili çalışırlar. (“Altı ay ders gördüler ama hep ders görmedik. Bina yapılsın diye 40 bin kerpiç döktük.”) (A.Osman Yıldızhan İlk Eğitmenlerden)
Eğitmen projesinden bir yıl sonra, tek başına, çavuşlarla bu işin yürüyemeyeceği anlaşılır ve köylere öğretmen yetiştirmek için bir okul kurulması kararlaştırılır.
İnönü Cumhurbaşkanı, Celal Bayar Başbakan iken Hasan Ali Yücel Milli Eğitim Bakanı yapılır.

Yücel, ülkeyi tarım koşullarına göre, her biri 3-4 ili kapsayan ülkemizin her yönünde 21 bölgeye ayırır. Daha önce vekâleten görevli İ. Hakkı Tonguç’u da asaleten işin başına getirir.
17 Nisan 1940’da 3803 sayılı kanunla Köy Enstitüleri açılır; daha önce kurulan 4 öğretmen okulu Enstitüye dönüştürülür.
1940’da 10 okul (Arifiye-Sakarya, Antalya-Aksu, Balıkesir-Savaştepe, Isparta-Gönen, Adana-Düziçi, Kayseri-Pazarören, Samsun-Akpınar, Trabzon-Beşikdüzü, Kars-Cilavuz, Malatya-Akçadağ) açılır.
1940 sonrasında da 7 Enstitü; Konya-İvriz (1941), Ankara-Hasanoğlun (1941), Sivas-Pamukpınar (1941), Erzurum-Palur (1942), Diyarbakır-Dicle (1942), Aydın-Ortaklar (1944), Van-Erciş (1947) açılırlar.
Köylerden toplanan kız-erkek öğrenciler, malzemelerin çoğunuda üreterek binalarını yaparlar; tükettikleri sebze, meyve, ekmek, et, süt elektrik vb. gibi alın terinin ürünüdür. Çünkü eğitim-öğretimin temel ilkesi “Üretim İçinde Eğitim”dir.
%50 öğretim dersleri; %25 tarım dersleri, %25 teknik derslerdir. Demircilik, marangozluk, elişi, biçki, dikiş vb. gibi dersleri kimi yerlerde bölge özelliklerine göre; balıkçılık, arıcılık olabilir. Kooperatifçilik, sağlıkçılık önemli bölümlerdir.
Her öğrenci yıllık 25 kitap okumak zorundadır. Cumartesi günleri öğrenci, öğretmen, yöneticilerle haftanın değerlendirilmesi, özgürce yapılır. Öğretmenler köye giderken temel araçlarla (iş aletleri) donatılır. Mezunlar 20 yıl köylerde kalmayı kabul etmişlerdir.
Enstitüler 1942’de ilk (103) mezunlarını verir.
1943’de Enstitülere öğretmen yetiştirmek için Hasan Oğan Yüksek Köy Enstitüsü açılır. (Yine binalar ve gerekli yaşam ürünlerinin çoğu öğrencilerin emeğidir). (Gerçekten çok çalıştık, itiraf ederim. Ama köyde olsaydık çalışmayacak mıydık sanki? Hiç değilse başkasına ırgatlık yapmadık; kendimiz için çalıştık.)
“Çalışanın bağrında
Şiir şiir ter tüter
Terle sulanırsa eğer
Renk değiştirir bu yer.” Diyor Talip Apaydın.
Yüksek Köy Enstitüsü’nde Güzel Sanatlar, Yapı İşleri, Ziraat İşleri vb. sekiz daha öğretmenler yetiştirilir. Dergiler çıkarılır. Öğrenciler çeşitli türlerde eserler verirler. Talip Apaydın, Mahmut Mükül, Fakir Baykurt, Mehmet Başaran gibi birçok yazar, sanatçı yetiştirir ki, bunlar ilk kez, içinden çıktıkları için çok iyi bildikleri, ülke-köy gerçeklerini dile getirirler. (Doğaldır ki bunlar bazı çevreleri korkutmaktadır. Bizim Köy, Yılanların Öcü romanlarının yaptığı tartışmaları hatırlayanlar bilecektir. Toprak ağalarından biri, “Bu mezunlar kendilerini Atatürk zannediyorlar.” Demektedir.)
1946’da, ismi Enstitülerle özdeşleşmiş İ. Hakkı Tonguç görevden alınır. Öğrencilerin yönetime katılmasına son verilir, klasik eserler yasaklanır, tartışma saatleri kaldırılır. H. Ali Yücel 7 yıl 7 ay görev yaptığı bakanlıktan 1946 yılında uzaklaştırılır.
1947 yılında Hasan Oğan Yüksek Köy Enstitüsü kapatılır. 1948’de imece usulüyle köy okulu yapımına son verilir. (SÜRECEK)

Share
12 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+7 = ?