HAYATIN İÇİNDEN BESLENME
admin vatandas1959@hotmail.com
Besinleri Hangi Sırayla Yediğimiz Önemli mi?
AYYÜCE DÖNER
DİYETİSYEN – Dyt.ayyucedoner@gmail.com
Önünüzde bir tabak yemek var. Yanında salata, biraz pilav ve et yemeği. Her zamanki gibi önce pilavdan birkaç kaşık alıyor, ardından diğer yemeklere geçiyorsunuz. Peki, aynı sofrada yalnızca yeme sırasını değiştirmenin kan şekeriniz üzerinde farklı bir etki oluşturabileceğini söylesem?
Beslenme konusunda genellikle hangi yiyecekleri tercih ettiğimize, porsiyonlarımızın büyüklüğüne ve günlük kalori alımımıza odaklanıyoruz. Oysa son yıllarda üzerinde durulan konulardan biri de besinlerin tüketilme sırası. Özellikle karbonhidratların öğünün başında mı yoksa sonunda mı yenildiği, yemek sonrası kan şekeri yanıtını değiştirebiliyor.
Bir lokmanın sırası neden önemli olsun?
Yemek yedikten sonra kan şekerimizin yükselmesi vücudumuzun doğal bir tepkisi. Ekmek, pilav, makarna ve patates gibi karbonhidrat kaynakları sindirim sırasında parçalanarak kana glikoz olarak geçiyor. Pankreasımızdan salgılanan insülin hormonu da bu glikozun hücrelerimiz tarafından kullanılmasına yardımcı oluyor. Ancak karbonhidratları tek başına tüketmekle, lif ve protein içeren besinlerin ardından tüketmek vücudumuzda aynı etkiyi oluşturmayabiliyor.
Örneğin salata gibi lifli besinlerle öğüne başlamak, mide boşalmasını ve karbonhidratların sindirim sürecini etkileyebiliyor. Ardından tüketilen et, tavuk, balık veya yumurta gibi protein kaynakları da sindirim hızını ve insülin yanıtını değiştirebiliyor. Böylece karbonhidratların öğünün sonuna bırakılması, kan şekerinin daha kontrollü yükselmesine katkıda bulunabiliyor.
Araştırmalarda dikkat çeken sonuçlar
Bu konuda özellikle tip 2 diyabetli bireylerle yapılan klinik çalışmalar ilgi çekici sonuçlar ortaya koyuyor. Aynı besinlerin farklı sıralarla tüketildiği bazı araştırmalarda, sebze ve proteinlerin karbonhidratlardan önce yenilmesiyle yemek sonrası kan şekeri yükselişinin daha düşük olduğu görülüyor.
Üstelik bu etki yalnızca diyabetli bireylerde değil, prediyabeti olan veya kan şekeri normal aralıkta bulunan bazı kişilerde de gözlemlenmiş durumda. Yine de bu yöntemin herkes için aynı sonucu vereceğini düşünmemek gerekiyor. Araştırmaların önemli bir kısmı kısa süreli ve besin sıralamasının uzun vadeli sağlık sonuçları üzerindeki etkileri henüz tam olarak açıklığa kavuşmuş değil.
Soframızda bunu nasıl uygulayabiliriz?
Aslında alışık olduğumuz yemek düzeninde küçük değişiklikler yapmak yeterli olabilir. Örneğin mercimek çorbası, salata, köfte ve bulgur pilavından oluşan bir öğünde salatayla başlayıp ardından köfteyi, sonrasında bulgur pilavını tüketmeyi deneyebiliriz.
Burada amaç karbonhidratları soframızdan çıkarmak veya her lokmayı belirli bir kurala göre yemek değil. Aksine karbonhidratları dengeli bir öğünün parçası hâline getirmek. Çünkü yeme sırasını değiştirmek, tüketilen besinlerin miktarını ve kalitesini önemsiz hâle getirmiyor. Büyük porsiyonlarda tüketilen karbonhidratların etkisini yalnızca salatayı önce yiyerek ortadan kaldırmak mümkün değil.
Ayrıca her öğünde besinleri birbirinden ayırarak tüketmek de gerekli değil. Özellikle diyabet tedavisi gören bireylerde öğün düzeninin kullanılan ilaçlar ve kişisel ihtiyaçlarla birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor.
Beslenmede bazen küçük ayrıntılar düşündüğümüzden daha fazla önem kazanabiliyor. Tabağımızdaki besinlerin miktarı ve içeriği kadar onları hangi sırayla tükettiğimiz de kan şekerimizin verdiği yanıtı etkileyebiliyor. Belki de soframızda değiştirmemiz gereken ilk şey yediklerimiz değil, yemeğe nereden başladığımızdır.