MAHLEMİN YAZISI – 2
admin vatandas1959@hotmail.com
OKUYUCU MEKTUBU
MAHLEMİN YAZISI – 2
Ayla Cermen TÜFEKÇİ
Sizleri meğersimedim zannetmeyin sakın!
İşlerim çoğudu, ağnarsınız ya gışa hazurluk işleri işte…
Bıldır sene de yaptım, gendümü bildüm bileli de yapıyam.
Gerçi ben, eski ben değulüm, azıcuk bi iş yapsam ferim festim kesiliya, takım dayanıya! Gençliğinen, yaşluluğu birbirine garuştumamak ilazım, atuk yoruluyok da!
Biraz diğnenelim diyok, olmıya, hiç dur durak da yok ki bu dünyada bizlere. Napalım Allah sağlığumuzu eksük etmesin de, iş dedüğümüz nedü ki, yapalım gine de, yeter ki göğüllerimiz hoş olsun.
Gelelim mahlemize…
Ben devamını ağnadayım sizler de gine diğneyin emi?
Bağa o nadar çağe demeyin, yoğsa ağrıma gider.
Memleketimde bazı tek tük cimri zengünle varıdı ki, paraya hiç gıyamazlardı, ödleri gopardı paraları gidecek diye!
Züğürtle ise göğülden zengünüdü.
Durumu biraz iyi olup paraya gıyanlar, düğünlerde Havza’dan gırnatacı goca Memet’i getittiriyodu.
O zamanın Klarnetçi Hüsnü Şenlendirici’si de oydu.
Gelin almada arabala sayuludu, bizim düğünde şu kadar araba varıdı diye övünüdü insanlar.
Gız çocukları mahlede gapı önlerinde daha küçük yaşta el işi yaparlarıdı.Ben de çangada bacağıynan, el işlerine, ev işlerine çok düşkün, çarpana çalan evcimen bir kız çocuğuydum.
Düğün zamanı çeyiz sermede garyola takımları, namazloğular, yaygılar ganeviçe işlemeleri, allı morlu iğne oyalı yemeniler, beyaz pullu boncuklu tülbentler, el beziler, lifler v.s göz ucuyla çaktırmadan sayulu, oğa buna ballandura ballandura annatıludu.
O zamanlar gızlar ve erkekler birbirini ya düğünde, ya bayramda, ya okulda, ya da mahlede beğenip istedilüdü.
Görücü usulünde de, ya gadınla hamamda beğenip, ya yolda izde görüp, kimin nesi kimin fesi diye soruşturup, ya da tavsiye üzerine,
herhangi bi şeyi mahana ederek gızlar görülü, beğenürlerise ailesinden istenüdü.Sonrasında sıraynan söz kesme, nişan, gelin hamamı, çeyiz serme, gına alma, gelin alma, yüz görme ve düğün yapuludu. Ardından da ” Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine ” der evlerimize dağıluduk.
Bizim çocukluğumuzda çoluk çocuk herkesin bildiği Köprü’müzün bal dodaklı Hacı Selahattin amcası varıdı.
Çok becerüklüydü, her şey gelidü hem elinden hem dilinden.
Elinde siyah büyük bir çantasıyla, telaşeli haliyle sünnet, pansuman,
iğne yapma, tansiyon ölçme v.s. yaparak, motorskletiyle ev ev, sokak sokak gezer dururdu. Çok datlu dillü, güler yüzlüydü, diliyle insanları ayar bayardı. Gül gibi geçinen iki eşi de kasabamızın diplomasız iğnecileriydi.
Öykümü Samsun / Vezirköprü ağzıyla
yazmaya çalıştım. Hatalarım varsa affola.