HAYATIN İÇİNDEN BESLENME
admin vatandas1959@hotmail.com
Kilo Vermenizin Önündeki Görünmeyen Engel: İnsülin Direnci
AYYÜCE DÖNER
DİYETİSYEN
Dyt.ayyucedoner@gmail.com
Bazı sorunlar vardır ki sessizce ilerler.
Ne şiddetli bir ağrı yapar ne de günlük hayatı tamamen durdurur.
Ama fark etmeden enerjinizi azaltır, sürekli acıkmanıza neden olur ve tüm çabanıza rağmen tartının yerinde saymasına yol açabilir.
İnsülin direnci de tam olarak böyle bir durumdur.
Çoğu zaman kişi, “Az yiyorum ama yine de kilo veremiyorum.” diye düşünür. Hatta bazen bunun tamamen yaşla, metabolizmayla ya da irade eksikliğiyle ilgili olduğunu zanneder. Oysa perde arkasında çalışan farklı bir mekanizma olabilir.
İnsülini aslında vücudumuzdaki bir anahtar gibi düşünebiliriz. Yediğimiz besinlerden gelen şekeri hücrelerin içine taşıyarak enerjiye dönüşmesini sağlar. Fakat zamanla hücreler bu anahtara eskisi kadar iyi cevap vermemeye başlar. İşte buna insülin direnci diyoruz.
Vücut bu durumu telafi edebilmek için daha fazla insülin üretir. Kandaki insülin seviyesi arttıkça yağ yakmak zorlaşır, özellikle bel çevresinde yağlanma artabilir ve kişi ne kadar uğraşırsa uğraşsın istediği sonucu almakta zorlanabilir.
Bazen danışanlarım bana “Hocam ben aç kalıyorum ama yine de kilo veremiyorum.” diyor. Aslında burada yapılan en büyük hata daha da az yemek oluyor. Çünkü uzun süre aç kalmak, düzensiz beslenmek ve gün sonunda kontrolsüz şekilde yemek yemek insülin dengesini daha da bozabiliyor.
Peki, insülin direnci olan kişilerde başka hangi belirtiler görülebilir?
Sürekli tatlı isteme, yemekten kısa süre sonra tekrar acıkma, özellikle öğle yemeğinden sonra bastıran uyku hali, gün boyu halsizlik, karın çevresinde yağlanma ve kilo vermekte zorlanma en sık karşılaştığımız belirtiler arasında yer alıyor.
Tabii ki bu belirtiler tek başına tanı koydurmaz.
Kesin değerlendirme için mutlaka bir hekim tarafından uygun kan tetkiklerinin istenmesi gerekir.
İyi haber şu ki insülin direnci kader değildir.
Doğru beslenme ve düzenli hareketle vücut yeniden insüline daha duyarlı hale gelebilir.
Ben danışanlarıma ilk olarak öğün düzenini oluşturmayı öneriyorum. Çünkü sadece ne yediğimiz değil, ne zaman yediğimiz de önemlidir.
Her öğünde kaliteli bir protein kaynağı bulundurmak, tabağın yarısını sebzelerle doldurmak, tam tahılları tercih etmek, şekerli içecekleri azaltmak ve gün içinde yeterli su tüketmek atılacak en önemli adımlardan bazılarıdır.
Bunun yanında haftada en az 150 dakika yapılacak yürüyüş ya da sevilen herhangi bir egzersiz, insülinin çok daha etkili çalışmasına yardımcı olur. Küçük gibi görünen bu değişiklikler zamanla hem enerji seviyesini artırır hem de kilo verme sürecini kolaylaştırır.
Şunu da özellikle söylemek isterim…
Tartıda gördüğünüz her artış iradesiz olduğunuz anlamına gelmez.
Bazen vücudunuz sadece size “Benim biraz desteğe ihtiyacım var.” demeye çalışıyordur.
Bu nedenle kendinizi suçlamak yerine bedeninizi dinlemeyi öğrenin. Çünkü doğru zamanda fark edilen insülin direnci; sağlıklı beslenme, düzenli hareket ve yaşam tarzındaki küçük ama sürdürülebilir değişikliklerle büyük ölçüde kontrol altına alınabilir.
Unutmayın; sağlıklı kilo vermek aç kalarak değil, vücudunuzla iş birliği yaparak mümkündür.