Sanat tarihi denince akla gelen isim: Bedrettin Cömert…
Sanat tarihi denince akla gelen isim: Bedrettin Cömert…
Vezirköprü’nün yetiştirdiği ve gurur duyması gereken bu ismi neden yeterince tanımaya ve tanıtmaya çalışmak yerine unutturmaya gayret ediyoruz. Vezirköprü’nün özellikle geçmişinde övünebileceği, hayatın rengine güzellikte katan isimlerinden biri olan Bedrettin Cömert ismi unutulmaması gerekenler arasında değil midir?
Vezirköprü’nün özellikle geçmiş hayatında birçok önemli isim yer alır. Bir döneme kadar olan önemli isimlerin derlendiği Ali Tuzcu’nun “Vezirköprü Meşhurları” kitabında yer almayan isimler de vardır.
2010 yılında yayımlanan bu kitapta 1300’lü yıllardan 1950’li yıllara kadar birçok önemli isim yer almaktadır. Belki de bu tarihten sonrasına denk geldiği için bazı isimler kitapta yer alamamıştır.
Bunlardan belki de en önemlisi Türkiye’nin aydınlık yüzlerinden biri olan 1940 Vezirköprü doğumlu bir akademisyen Bedrettin Cömert’tir. 11 Temmuz 1978’te henüz 37 yaşında öldürülen bu Hacettepe Üniversiteli akademisyeni aslında biraz daha fazla incelemeli ve öğrenmeliyiz.
Orgeneral rütbesinden kaynaklı olarak İlçemizde daha çok bilinen ve bir cadde ile parka da ismi verilen kardeşi Faruk Cömert kadar önemli bir isimdir aslında.
Eleştirmen, sanat tarihçisi olan Cömert Sivas Lisesi’nden sonra devlet bursuyla 1960’ta gittiği İtalya’da Perugia Yabancılar Üniversitesi’nde (Università per stranieri di Perugia) İtalyanca ve Latince eğitimi aldı. 1967 yılında Roma Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. 1970 yılında Türkiye’ye dönen Bedrettin Cömert, Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nde asistanlık yapmaya başladı.
Bir yandan buradaki çalışmalarını yürütürken bir yandan da 1971 yılında Roma Üniversitesi Felsefe Enstitüsü’nde “Son Elli Yılda Türkiye’de Sanat Eleştirisi” konusundaki tezi ile “estetik doktoru” derecesini aldı. 1972 yılında Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı ve ikinci doktorasında “Giotto ve San Francesco Geleneği” konusunu çalıştı.
Evli v iki çocuk babası olan Bedrettin Cömert 11 Temmuz 1978 sabahı Türk Dil Kurumu’nun XVI. Kurultayı için evinden çıktığı sırada açılan ateş sonucu yaşamını yitirdi.
Aslında daha önce ismini duymuş olsam da, sanat tarihi eğitiminin ve literatürünün en önemli temel eserlerinden biri olan, mağara resimlerinden modern sanata kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan E.H. Gombrich’in Sanatın Öyküsü kitabını elime aldığımda ne kadar önemli bir iş yaptığını duyumsadığım çevirinin Bedrettin Cömert’e ait olduğunu görmüştüm.
Sanata ilgi duyanlara kesinlikle önemli tavsiye edilebilecek bu kitap ile Bedrettin Cömert sanat tarihi açısından önemli bir işe de imza atmıştır. Kitaplarını ve şiirlerini de meraklıları inceleyebilirler.
Peki, Vezirköprü’nün yetiştirdiği ve gurur duyması gereken bu ismi neden yeterince tanımaya ve tanıtmaya çalışmak yerine unutturmaya gayret ediyoruz.
Vezirköprü’nün özellikle geçmişinde övünebileceği, hayatın rengine güzellikte katan isimlerinden biri ola Bedrettin Cömert ismi unutulmaması gerekenler arasında değil midir?
Vezirköprü doğal ve tarihi güzellikleriyle olduğu kadar bilim ve sanat üzerine yaptıkları çalışmalarla ismini duyurmuş hemşerilerine de sahip çıkmalıdır. Hayatı sadece siyaset üzerinden okumak kadar büyük bir hata olamaz.