logo

Anne Babamızın Anne Babalığını Yapmak


Duygu Ceylan
duygu.ceylan.pd@gmail.com

Her aile için çocuk farklı anlamlarla dünyaya gelir. Kimi aile için bir neşe kaynağı, kimi aile için bir insan yetiştirmek, kimi aile için kalabalıklaşmak, kimi aile için yaşlılığında en yakınından birinin olması gibi. Tüm bunlar doğru ya da yanlış değil, kabul edilebilir durumlardır. Genel duruma bakıldığında ise -belki şu an çok fazla olmasa bile yakın zamanda bir tarım ülkesi olduğumuzdan olsa gerek- çocuğun dünyaya geliş amacı çoğunlukla işlere yardımcı olmak, ailenin sürecini kolaylaştırmak, kalabalık olmak olarak görüldü. Bu durum geçmişte böyleydi şu an böyle değil, diyebilirsiniz. Zaman ya da çağ değişebilir ama dünyaya algımızın değişmesi zordur diye, diğer yazılarda konuşmuştuk. Ailesine karşı çok fazla fedakarlıkta bulunan kişiler, aile işlerinde çok fazla sorumluluk almak zorunda kalanlar veya ailenin geçimi için çabalamış olanlar; kendi çocuğundan da bunu bekleyebilir veya kendisi zamanında çok fazla sorumluluk aldığından çocuğun yapabileceği şeyleri bile kendisi yaparak çocuğunu güçsüzleştirebilir. Geçmiş geçmişte kendiliğinden kalmaz. Değişim için anlam ve çaba gereklidir.

Anne babaya ebeveynlik yapmak bazı konularda daha becerikli olmayı belki daha sabırlı olmayı sağlasa da olumsuz etkileri daha fazladır. Bunlardan en önemlisi ne derseniz, erken yaşta büyümüş olmak derim. Kendi yaş dönemimizin getirdiklerini yaşamamak, gelişim ihtiyaçlarını karşılamamak gerçekten çok yaralayıcı olabiliyor. (Örneğin; aileyi mutlu etmek için sürekli ders çalışmak, aile için sevdiği bir işte çalışmamak, istediği kişiyle evlenmemek gibi). Bir diğer olumsuz etki ise, hani ebeveynler çocuklarını mutlu etmek için çabalar ya kendi anne babamızı da mutlu etmek için çabalamak kendi mutluluğumuzu yok saymaya belki kendi hayatımızla ilgili karar verirken kendi içi sesimizi değil ailenin sesini dinlemeye gidebiliyor. Böyle olunca da kendi hayatımızı seçmemiş olmanın öfkesini yine ailemize yansıtabiliyoruz. Tabi iş işten geçmiş oluyor.

Bir diğer olumsuz etki, kendi anne babasına tabiri caizse bebeği gibi bakmış anne babalar çocuklarından da bunu istiyorlar. Bu durum yaşlıların kendilerini daha yaşlı ve muhtaç veya bakılması gereken kişiler olarak algılamasına neden oluyor. Hatta daha ileri seviyede bu bakım o kadar zorlaşıyor ki memnuniyetsizlik aile içi huzursuzluklar veya hayırsız evlat olma durumları artıyor. Tabi herkesin kendi anne babasına yaklaşımı farklılık gösterir, bazıları için anne babaya bakmanın konusu bile açılmamalıdır bazıları ise bu dengeyi sağlamakta düşünce yapısındaki farklılığı kabullenmekte zorlanmaktadır.

Peki ne yapalım? Ebeveynimizin ebeveynliğini yapmaktan nasıl kurtuluruz? Cevap olarak yavaş yavaş kendi tarafımızda olmaya başlayarak, iyi evlat olmaya çalışmak yerine işleri kolaylaştırmaya çalışarak denebilir. Bazı davranış değişikliklerinde vicdan azabımızın yanında olarak ama ona kapılıp gitmeden. Sanki biz olmazsak her şey yerle bir olacak hissine kapılmadan. Herkesin gücü yettiğince kendi sorumluluğunu almasının ne kadar önemli olduğunu bilerek. Çünkü nasıl ki anne babamız bizim hayatımızın sona kadar anne babamız biz de ömrümüzün sonuna kadar onların çocuğuyuz ve birbirimize ihtiyacımız var. Kısaca aile birlikteliğimizi bozmadan birbirimizi tüketmeden aynı zamanda yardımlaşarak gidelim.

Ülkemizde ileri yaş insanlar bir hastalık geçirdikten sonra kendi kendilerine bakabilseler de bu bakım sürecinin hayatlarının sonuna kadar sürmesini isteyebiliyorlar, evlatların bu duruma maddi manevi gücü yetmediğinde kendilerini yalnızlaştırılmış ve ilgisiz bırakılmış görebiliyorlar. Bu algı, aile üyelerini birbirine katlanmalarına yani ailede mutsuzluğa neden olabiliyor.

Tüm bu yazı içeriği sağlıklı bir toplumun tek tek sağlıklı bireyler bütününden geçtiğini hatırlayarak okumanızı isterim. Yazıyla ilgili görüşlerinizi rahatlıkla belirtebilirsiniz.

Share
647 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • BANA GÖRE

    07 Ekim 2026 Köşe Yazıları

    Oda seçimlerinin ardından Göktan TEK’ER Ticaret Odaları'nın çok fazla fonksiyonu olmadığını iddia edenlere karşılık; işe yarayan bir oda olduğunu iddia eden Atak ve ekibini önümüzdeki günlerde hem Vezirköprü Ticaret ve Sanayi Odası'na hem de Vezirköprü'ye ne gibi katkılar yapabileceklerini birlikte göreceğiz. Vezirköprü Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri tamamlandı. Perşembe günü yapılan seçimlere katılım oranı da oldukça yüksekti. Öncelikle Vezirköprü'de ilçeye yakışır bir seçim ortamında gerçekleşen seçime emeği geçenlere teşekkür edelim. ...
  • HAYATIN İÇİNDEN BESLENME

    03 Ekim 2026 Köşe Yazıları, Sağlık

    HAYATIN İÇİNDEN BESLENME AYYÜCE DÖNER DİYETİSYEN  -  Dyt.ayyucedoner@gmail.com Sağlıklı Ama Sınırsız Değil: Fazlası Fark Etmeden Kilo Aldırabilir Beslenme görüşmelerinde en sık karşılaştığımız düşüncelerden biri şu: “Ama ben sağlıklı besleniyorum, neden kilo alıyorum?” Aslında sağlıklı beslenmek ile ihtiyacımız kadar beslenmek her zaman aynı şey değildir. Bir yiyeceğin sağlıklı olması, onu sınırsız tüketebileceğimiz anlamına gelmez. Örneğin kuruyemişler… Badem, fındık, ceviz oldukça değerli besinlerdir. Sağlıklı yağlar, vitaminler ve mine...
  • BANA GÖRE

    30 Eylül 2026 Köşe Yazıları

    Eğitimdeki eksikler tamamlanabilir mi? Göktan TEK’ER - goktanteker@hotmail.com Vezirköprü gelişmek için eğitimdeki eksiklerini gidermek zorunda. Bu eksiklerden biri MESEM binası, bir diğeri ise Tarım Lisesi. Tarım Lisesi'nin yanına bir de Tarım alanında açılacak FAKÜLTE ne güzel oldurdu… Bu hafta Vezirköprü Ticaret ve Sanayi Odası için ilçe gündemini bir süredir meşgul eden seçimler yapılacak. İlçemiz için şimdiden hayırlısı olsun. Adayların aylar süren ve Vezirköprü'de üye olsun olmasın tüm konuşmaların odağına oturan çalışmalar Perşembe ...
  • HAYATIN İÇİNDEN BESLENME

    26 Eylül 2026 Genel, Köşe Yazıları, Sağlık

    HAYATIN İÇİNDEN BESLENME AYYÜCE DÖNER DİYETİSYEN  -  Dyt.ayyucedoner@gmail.com Dışarıda Yemek Yerken Sağlıklı Beslenmek Mümkün mü? "Diyet yapıyorum, dışarı çıkmayayım." Bu cümleyi yıllardır o kadar çok duyuyorum ki... Sanki sağlıklı beslenmek için evden hiç çıkmamak, arkadaşlarla buluşmamak ya da ailece yemeğe gitmemek gerekiyormuş gibi düşünüyoruz. Oysa gerçek hayat böyle değil. Doğum günleri olacak, davetler olacak, iş yemekleri olacak... Bazen de canımız sadece dışarıda güzel bir yemek yemek isteyecek. Sağlıklı beslenmek demek bunlarda...