logo

Çocukları Hastaneye Götürmenin Psikolojisi


Duygu Ceylan
duygu.ceylan.pd@gmail.com

Hastaneler, yolumuzun düşmesini pek istemesek de iyileştiğimiz yerlerdir. Herkesin hastaneye ihtiyacı oluşabilir, tabii çocuklarımızın da. Çocukların hastane sürecini kolaylaştırmak için dikkat etmemiz gereken en önemli noktaları bu yazıda açıkladım. Bu kolaylaştırmaya çocukları iğneyle, doktorla korkutmayarak başlayabiliriz. Hastaneler iç açıcı yerler tabi ki değiller ama çocukların yanında hastanelerle ilgili olumsuz konuşmalar hastanelerin çocuk tarafından korkutucu algılanmasına neden olur.
Ailelerin hastaneye götürdükleri çocuklarını hastane sürecine psikolojik olarak hazırlaması çocukta; korku, ağlamalar ve öfke krizlerini azaltır. Örneğin doktorun çocuğa muayene ederken bazı sorular sorabileceği, bazı kıyafetleri çocuktan çıkarmasını isteyebileceği gibi durumlar önceden söylenmelidir. Çocuğa hem doktorla ilk defa tanışacağı için hem de muayene olması nedeniyle heyecanlanabileceğini ya da endişelenmenin normal olduğu söylenmelidir. Çocuk muayene olurken çocuğun yanında olunacağı, doktoruna güvenilebileceği söylenmelidir. Çocuk “İğne olacak mıyım, acır mı?” gibi sorular sorduğunda “Evet olacaksın ama hiç acımayacak ya da iğne yok sakın korkma veya da sen cesursun zaten halledersin!” gibi cümleler kesinlikle söylenmemelidir. “Bunu hastaneye gidince öğreneceğiz, orası iyileşmek için gittiğimiz bir yer, biraz acıyabilir ama kısa bi süre sonra geçecek, başka merak ettiklerin neler?” diye söyleyebilirsiniz. Çocuğun ağlamasına da izin verilmelidir. Diğer türlü yalan söylediğinizde ya da avuttuğunuzda size olan güven duygusu sarsılabilir. Çocuk bu sarsıntıyı uyku, beslenme sorunları gibi problemlerle gösterebilir.
Çocuklar hastalandıklarında veya olumsuz bir durum yaşandığında kendilerini suçlayabilirler. Hastalanan çocuk kendine “Ben kötü bir çocuğum bu yüzden hastalandım.”diyebilir. Bu durumda hastalanmanın normal hatta bazen gerekli olduğunu, herkesin zaman zaman hastalanabileceğini söyleyebilirisiniz.
Çocuklar hastane gibi durumlarda yoğun korkular hisseder ve yatıştırılmayı beklerler. Ebeveynlerin bu yatıştırmaları öğrenmesi sadece hastane gibi zor durumlar için değil her koşulda oldukça kurtarıcıdır. Örneğin; işe giderken çocuktan ayrılma, çocuğun istediği oyuncak alınmadığında sakinleşmesine yardımcı olma gibi. Günlük hayattaki görece kolay durumlar bile ailenin çocuğu nasıl yatıştıracağını bilememesi durumunda hem çocuğu hem aileyi oldukça zorlar. Duygu düzenlemede çocuğun duygusunu görme (evet oyuncağı çok istiyorsun), kabul etme (gerçekten güzel bir oyuncak ve sana almadığımız için bize kızıyorsun) ve sakinleşmesine yardım etme (birazdan sakinleşeceksin biraz bekleyelim -o an çocuğa yardım edecek başka bir şey de olabilir örneğin yüzünü yıkamak- diyebilirsiniz) önemlidir. Bir ailenin çocuğuna verebileceği en güzel yaşam becerisi de bu olacaktır. Böylece bunu öğrenmek çocuğun her dediğini yapmayı ya da vicdan azabı duymayı engelleyecektir.
Çocuğunuz küçük bir rahatsızlıktan dolayı değil bir ameliyat için de hastaneye gidebilir. Bu gibi ciddi durumlarda ebeveynlerin ilk yardımı önce kendilerine sunmaları önemlidir. Kendini sakinleştiremeyen ebeveyn çocuğu da sakinleştiremez. Burada gelişim dönemlerinde çocukların hastane süreçlerine bakalım.
Okul öncesi çocuklarda hastaneye olan korku anne babadan ayrılacağını düşünmek ve acı çekmek korkusudur. Okul döneminden ergenliğe kadar olan dönemde çocuk hastaneyle ilgili somut şeylerin (iğnenin, bıçağın, doktorun) kendisine zarar vereceğinden korkabilir veya organını kaybedeceğini düşünebilir. Ergenlik çağında ise yoğun duygulanımdan dolayı korkular da büyüyebilir. Bu korkular görünüşünün değişebileceği, acı çekmek veya kontrolü kaybetmek olabilir.
Çocukların hastane sürecinde kaygısını azaltmak istiyorsak onları konuşmaya teşvik etmek ve sorularını kaçamak yanıtlar olmadan cevaplamak önemlidir. Olası çocuğu zorlayacak şeylerle ilgili bilgi vermek de hastane sürecinin kolay geçmesini sağlar. Eğer bir müddet çocuktan ayrı kalınacaksa hep yakınlarda olunacağını çocuğa belirtmemiz gereklidir. Hatta böyle durumlarda çocuğun sevdiği bir oyuncağını da yanına almasına izin verilmelidir.

Share
871 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • En büyük Türk: ATATÜRK…

    10 Haziran 2026 Köşe Yazıları

    En büyük Türk: ATATÜRK… Özbekistan genel olarak geleceğini turizmle kurmaya dayalı bir ülke. Bu yolda da özellikle başkent haricindeki bölgelerde (daha çok Harezm Bölgesi) tarihi dokularını bozmamaları, ipek ve ahşap işçiliğinin el sanatları olarak kaybolmamasına dikkat etmeleri, halıcılık gibi el işçiliğinde ise eski Türk motiflerinin de işlenmeye devam ettirilmesi farklı bir hava katıyor ülkeye. Geçtiğimiz iki hafta boyunca yurt dışındaydım. Önce Türklerin ağırlıklı olarak yaşadıkları ve vize istemeyen Kuzey Makedonya'ya ardından da Kürese...
  • HAYATIN İÇİNDEN BESLENME

    06 Haziran 2026 Köşe Yazıları, Sağlık

    HAYATIN İÇİNDEN BESLENME Fazla kilo Alımı ve Riskleri Çoğu kişi kilo aldığını ilk önce kıyafetlerinden anlıyor. Özellikle de pantolonların bel kısmı sıkmaya başladığında… Ama aslında burada önemli olan sadece birkaç kilo almak değil; yağın vücutta nerede toplandığı. Çünkü göbek çevresinde biriken yağlanma, düşündüğümüzden çok daha önemli bir konu. Evet, estetik olarak da rahatsız edebiliyor ama işin sağlık tarafı çok daha dikkat çekici. Karın bölgesindeki yağlanma; insülin direnci, tip 2 diyabet, kolesterol yüksekliği, karaciğer yağlanmas...
  • HAYATIN İÇİNDEN BESLENME

    23 Mayıs 2026 Köşe Yazıları

    HAYATIN İÇİNDEN BESLENME Kurban Bayramı ve Düzensiz Beslenme Kurban Bayramı; kalabalık sofraların, uzun sohbetlerin ve paylaşmanın en güzel yaşandığı zamanlardan biri… Ama işin bir de sağlık tarafı var ki, özellikle bu dönemde biraz daha özen istiyor.Bayram boyunca en sık karşılaştığımız durumlardan biri; kontrolsüz et tüketimi ve düzensiz beslenme. “Nasıl olsa bayram” diyerek öğün düzeninin bozulması, ağır pişirme yöntemleri ve hareketsizlik sindirim problemlerinden tansiyon yükselmelerine kadar birçok sorunu beraberinde getirebiliyor. Özel...
  • OKUYUCU MEKTUBU

    09 Mayıs 2026 Köşe Yazıları

    Yalnızlığa İtilen Öğretmenler Vezirköprü'de ki öğretmenler gerçekten yalnızlığa itilmişlerdir. Her biri ya evlerinde yada uygunsuz ortamlarda zaman geçirmeye mahkum bırakılmışlardır. Birbirlerinin cenazesinden ve düğününden haberleri olmamaktadır. Çünkü birbirlerini göremedikleri için selamlaşma, hal hatır sorma birbirlerinin deneyimlerinden faydalanma hatta ve hatta sosyalleşme imkânı dahi bulamamaktadırlar. Yukarıda belirttiğim gibi öğretmenlerin sorunlarının başında yer alan Öğretmenevi denilen yer, Vezirköprü'nün merkezine en az 4 kilome...