logo

Duygusal İlişkiler


Duygu Ceylan
duygu.ceylan.pd@gmail.com

İlişkilerin çoğu insanlar birbirini artık sevmedikleri için değil, birbirlerine uyum sağlamakta zorlandıklarından bitiyor. Çünkü bir ilişkiyi sürdürmek demek, ilişkiyi öncelik almayı gerektiriyor. Bunun yanında hayatın diğer alanlarını da (aile, çalışmak, arkadaşlık ilişkileri vs) gözetmeyi içeriyor. Böyle olmadığı durumlarda çiftler birbirlerinden ya uzaklaşmaya başlıyorlar ya da birbirlerinden sıkılıyorlar. Haliyle ilişkiyi sürdürmek de zorlaşıyor.
Çiftler birbirlerine ilk tanıştıkları zamandaki hisleriyle kalmıyor. Çoğunlukla ilk zamanlardaki heyecan yerini güvene, birbirlerini daha çok tanımaya hatta birlikte sorun çözmeye başlama şekline dönüşüyor. İnsanlar çoğunlukla ilk tanıştıkları heyecanın özlemini duysa da bu heyecan ayakların yerden kesildiği, davranışların tam kestirilemediği belirsiz bir süreç. Çiftler ilk tanıştıkları zamana geri dönmeyi çok istiyorlarsa şu anki oldukları durumda kafalarında soru işareti oluşturan veya onları zorlayan durumların olabileceğini hatırlayabilirler.
Çiftler birbirini tanıdı veya görücü usulü birbirleriyle tanıştılar ve evlendiklerinde de evliliği sürdürmek yine çiftlerin değişen durumlara ve aynı evde yaşamak için çaba göstermeleri demek. Çiftler birbirleri için ne kadar ideal çift olursa olsunlar birbirlerine uymayan görüşler, farklı yaşam tarzları olabiliyor. Bu farklılıkları kabul etmek, değişimi mümkün olanlar için çiftlerin istekli olması ve değişim için bir müddet beklemek de sabır gerektiriyor.
İlişkilerde bazı değişen durumlar olduğu gibi; kabul gerektiren, değişmeyen özellikler de mevcut. Bunlardan en önemlisi kadın ve erkeğin farklı cinsiyet özelliklerine sahip olduğu gerçeği. Bunu kabul etmek, ilişkinin bir arkadaş ilişkisinden farklı olduğunu anladığımız kısım aslında. Kadın ya da erkek olalım ilişkide olduğumuz kişinin bizden biyolojik olarak, yetiştirilme tarzı olarak farklı olduğunu bilmek bile kendimize ve ilişkiye dair algılarımızı kolaylaştırıyor.
Değişmeyecek şeyler arasında çiftlerin aile yapıları da var. Çiftlerin birbirlerinin aile yapılarını anlamaları, bazı benzer ve farklılıkların olduğunu kabul etmeleri de, taraf tutmak yerine ilişkiye odaklanmalarını sağlıyor.
Hayatın önemli değişikliklerinde ilişkiler de değişebiliyor. Mesela çiftler, birlikte başka bir şehirde yaşamaya başladığında, çocukları olduğunda, iş yaşamına ayırmaları gereken süre arttığında ilişkiler de bu değişikliklerden etkileniyor. Bazen yaşamdaki zorlukların ve değişimlerin ilişkileri etkilediğini bazen de ilişkilerin hayatın diğer alanlarını etkilediği bir gerçek. Böyle durumlar olduğunda çiftlerin gerçekten bu durum üzerine konuşmaları, ilişkilerindeki sorunları iyileştirmeye yönelik çabaların olmaları ilişki dinamiklerini olumlu etkiliyor.
Son olarak; kendimize ne kadar özenli davranırsak, ilişkimize de bunu yansıtabiliriz. Kendimize gösterdiğimiz özen kişisel bakımın yanında, bizim için önemli olan değerlerle yaşamak, hayattan keyif almak gibi. Ancak sağlıklı insanlarla sağlıklı ilişkiler yaşabildiğimizi hatırlayalım. Sürekli gözünüz dışarıdaysa, sürekli sosyal medyadaysanız, hayattan keyif almıyorsanız… İlişkinizi, çevrenizi suçlamadan önce kendinizdeki durumlara bakmanız önemli olacaktır.
Çiftler (ister evli olsun ister bekar) ilişkilerinde sorun yaşamaya başlayıp birlikte çözemediklerinde; birbirlerini kötülemeye, üçüncü dördüncü şahısları olaya dahil etmeye, birbirlerini yıpratmaya başlamak yerine ne olduğunu anlamak için destek alabilirler. Kendinize ve ilişkinize şans verin.

İlişkilerinde sorunların üstünü kapatmayan ve çözmek için çaba gösteren çiftlerin beraberlikleri daha uzun sürüyor.

Share
738 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HAYATIN İÇİNDEN BESLENME

    08 Ağustos 2026 Köşe Yazıları, Sağlık

    HAYATIN İÇİNDEN BESLENME Çocuklar Neden Sebze Sevmiyor? AYYÜCE DÖNER DİYETİSYEN  -  Dyt.ayyucedoner@gmail.com "Çocuğum sebze görünce tabağını itiyor." "Her şeyi yiyor ama sebze asla!" "Sebze yedirebilmek için peşinden kaşıkla dolaşıyorum." Bir diyetisyen olarak ailelerden en sık duyduğum cümlelerden bazıları bunlar. Oysa birçok ebeveynin düşündüğünün aksine, sebze sevmemek çoğu zaman çocuğun inatçılığı değil, gelişim sürecinin doğal bir parçasıdır. Çocuklar özellikle okul öncesi dönemde yeni tatlara karşı daha temkinli yaklaşırlar. Acı ...
  • BANA GÖRE

    05 Ağustos 2026 Köşe Yazıları

    Göktan TEK’ER Turizmin önü açılmalıdır Yaşanan gelişmeler gösteriyor ki, Vezirköprü kapasitesini artırdığı takdirde daha fazla turisti de ağırlamayı başaracaktır. Vezirköprü turizmden kazanabileceklerini yatırımsızlıktan ve bakış açısındaki eksikliklerden dolayı kazanamamaktadır. Vezirköprü'de geçtiğimiz hafta düzenlenen Off-road yarışlarının hemen ardından Kunduz Yağlı Güreşleri de bu hafta yapılacak. Her iki organizasyonun da İlçe tanıtımı ve ekonomisi üzerine olumlu etkilerinin tartışılmayacağı muhakkak. Yaz aylarında insanların gezip t...
  • HAYATIN İÇİNDEN BESLENME

    01 Ağustos 2026 Köşe Yazıları, Sağlık

    HAYATIN İÇİNDEN BESLENME Spor Yapıyorum Ama Aynaya Baktığımda Hiçbir Şey Değişmiyor... AYYÜCE DÖNER DİYETİSYEN - Dyt.ayyucedoner@gmail.com Bir kaç gün önce spor salonunda iki kişinin konuşmasına istemeden kulak misafiri oldum. Biri diğerine dönüp şöyle dedi: "Üç aydır geliyorum. Tartıda aynı kiloyum. Galiba benim vücudum kilo vermiyor." Aslında sorun çoğu zaman vücudumuz değil... Sorun, spordan mucize beklememiz. Bugün sosyal medyada öyle bir algı oluştu ki; sanki haftada birkaç gün spor salonuna gitmek, günün geri kalanında yaptığım...
  • Bana Göre

    29 Temmuz 2026 Köşe Yazıları

    Bu anlayış kesinlikle yanlıştır Kaldırımların ortasından kenara aldırılması becerilemeyen trafoların daha büyüğünün koskoca parkın önemli kısmını işgal etmesine ve tarihi nüvelerin kapanmasına izin veren zihniyetten Vezirköprü turizmi için proje yapmasını beklemek zaten mümkün olmayacaktır. "Vezirköprü, Tarihi ve Osmanlı'nın izlerini taşıyan vezirler yetiştirmiş bir ilçemizdir..." Bu sözleri özellikle siyaset sahnesinde oldukça sık duyarız. "Bir şeyi kırk kere söylersen olur" derler. Biz de yüzlerce kez söylenen bu cümlenin olmasını bekliyor...